Allerjilerden Korunma Tedbirleri |
Allerjik hastalıklardan korunma hastalığa sebep olan allerjenlerin hasta çevresinden uzaklaştırılması ile başlar. Buna "elimininasyon" adı verilir.
Eliminasyon, allerjenlerden sadece besin, ilaç ve evcil hayvanlar için mümkündür.
Solunum yolu ile vücumuza giren allerjenlere (polen, küf mantar sporları, toz akarları) karşı ancak sınırlı eliminasyon uygulanabilir. |
Eliminasyon |
|
Bilhassa besin ve ilaç allerjilerinin tedavilerinde en etkili ve emin yol eliminasyon yani o maddelerin hasta tarafından kullanılmamasıdır. Allerjik hastalıklara sebep olan bu allerjenler ağız yolu ile vücuda girdiği için hastanın bu maddelerden uzak kalması mümküdür. Aynı şekilde evde beslenen kuş, kedi veya köpek gibi evcil hayvanların da evden uzaklaştırılması gerekmektedir. Fakat allerjik nezle ve bronşiel astmaya sebep olan polen, küf |

|
mantar sporları ve ev tozu gibi gibi allerjenler havadan solunum yolu ile vücudumuzagirdiklerinden bunların tam eliminasyonu mümkün olmasa bile kısmen azaltılması bile hastalığın belirtilerini hafifletebilir.
Solunum yolu allerjisi olan hastaların çevresindeki ev tozu allerjenlerinin azaltılması çok önemlidir. Evde en ileri teknoloji ile çalışan elektrikli süpürgeler bile olsa, hasta temizliğini kendi yapmamalı hatta temizlik yapılırken evde bulunmamalıdır. Kısa bir süre toz içinde kalan bir hastanın solunum sistemine depolanan tozlar (ev tozu akarları, küf mantar sporları) günlerce hatta haftalarca allerjik şikayetleri devam ettirmeye yeterli olabilir. |
Böyle hastaların herhangi bir maske kullanması da aldatıcı olur, çünkü bu tozlar 3-5 mikron küçüklüğünde olduğundan maskeden hava ile birlikte solunum sistemine geçebilir. Ancak böyle hastalar ıslak bezle burun ve ağızlarını kapayarak sehpa veya masa üstü tozlarını alabilirler. |

|
Eliminasyon hastanın günlük zamanının üçte birini geçirdiği yatak odasında ciddi şekilde yapılmalıdır. Buna göre;
1) Hastanın yatak odası en az ayda bir defa evden başka yere taşınılıyormuş gibi tamaman boşaltılır. Oda temizlendikten sonra odaya yalnız hastanın günlük ihtiyacı olan elbise, kitap ve günlük gerekli eşyalar temizlenerek tekrar konur.
2) Odanın perdeleri yıkanır ve her tarafı ıslak bezle silinir. |
3) Yatak, yastık ve yorganları sentetik elyaf olanları tercih edilir. Bunlar da ayda bir 60 derecede yıkanmalıdır. Kuş tüyü ve yün yastık yorganlar odadan dışarıya çıkarılmalıdır.
4) Çocuğun sadece plastikten yapılmış veya 60 derecede yıkanmış oyuncaklar ile oynamasına musaade edilir.
5) Piyasada satılan bazı kimyasal maddeler ile ev akarlarının azaltılması mümkündür. Fakat 2-3 ayda bir tekrar edilme zorluğu ve pahalı olması nedeniyle yaygın kullanılmamaktadır.
6) Ev içinde kuş, köpek ve kedi gibi evcil hayvan beslenmemeli ve sigara içilmemelidir. |
Küf Mantarları ve Sporlarından Korunma |
|
|
Genelde küf mantar sporları rutubetli ortamda çağaldılkları için hasta çevresindeki havanın rutubet oranının yüzde 35 ın altında tutulmasına gayret edilmelidir. Yaz aylarında klima veya diğer mevsimlerde nem alıcı aygıtlarla mümkün olabilir.
Mantarlar çöp tenekelerinde çok hızlı üreyebildiği için çöplerin uzun süre ev içinde bekletilmemesi gerekir. Yatak odalarında mümkünse duvardan duvara halı olmaması tercih edilmelidir. Mantarlar rutubetli ve karanlık dolaplarda çok rahat ürediği için buraya konan eşyalar kuru ve temiz olmalıdır.
Ev çiçekleri fazla zararlı olmamakla beraber çok miktarda olduğu zaman bulundukları odanın rutubetini artırarak mantar sporlarının artmasına sebep olabilirler. Ayrıca saksı toprakları üstünde küf mantarları kolay büyüyebildikleri için topraklarının karıştırılması ve havalandırılması da faydalı olabilir.
Yazlık evler, antika eşya satan dükkanlar, yeşil seralar, otel odaları ve bodrum katlar mantar sporları bakımından çok zengin yerlerdir. Ev ve arabalarda bulunan ve uzun süre kullanılmıyan klimalar ilk kullanıldıkları günlerde içinde çoğalan küf mantar sporlarını bol olarak havaya yaydıklarından hastaların dikkatli olmaları gerekir.
Sulandırılmış bazı deterjanlar ile küflü yerleri temizleyerek mantarların çoğalmalarını yavaşlatmak mümkün olabilir. Allerjik hastaların yazlıklarındaki bütün kış havalanmayan evlerine ancak temizlik yapıldıktan, ve eşyaların temizlendikten sonra gitmeleri tavsiye edilir. |
Allerjik Hastalıkları Önleyici Tedbirler |
|
|
Allerjik bünyeli olarak doğan bebeklerde allerjik hastalıkların başlamaması ve geciktirilmesi için bazı önlemler alınabilir. Bu bebekler en az 6 ay anne sütü ile beslenmeli ve bu sürede diğer katı besinler verilmemelidir. Böyle bebeklerin evlerinde kedi, köpek, kuş gibi evcil hayvanlar beslenmemeli ve sigara içilmemelidir. Sık sık sebepsiz hastalanan ve tekrarlayan burun akıntısı, öksürük ve hırıltılı solunumlu çocuklarda allerjiden şüphelenmelidir.
Çocuklarda allerjik hastalıkların teşhisi fazla geciktirilmeden yapılmalı ve gereken önlemler alınmalıdır. Geç teşhis konulması ve yetersiz tedavi çocuğun sağlığı ile birlikte sosyal bakımdan da gelişmesini olumsuz yönde etkiler. Uygun tedavi yapılmayan çocukların okul devamsızlıkları nedeniyle eğitimleri aksamakta, arkadaşlarıyla oynayamadıklarından sosyal gelişmeleri tam olamamakta ve bazen aile-içi huzursuzluklara da neden olmaktadırlar.
Çocuklardaki allerjik hastalıkların erişkinlerdekine nazaran daha olumlu yönleri de vardır. Çocuklarda allerjilere neden olan çevresel faktörleri ortadan kaldırmak daha kolay olabildiği gibi hastalıkları erken safhada iken tedavi etmek ve komplikasyonları önlemek de çok daha kolay olmaktadır. Erişkin hastaların dikkat etmesi gereken hususlarda da şunlardır. Bu hastalar öncelikle hayat tarzında bazı değişiklikler yapmalıdır. Aslında bu değişiklikler kısıtlayıcı değildir. Aksine normalde herkesin sağlığını koruması için uyması gereken genel sağlık önlemleridir.
Bu önlemlerin başında spor gelmektedir. Kişinin durumu veya mesleği ne olursa olsun spor yapmalıdır. Bu hastalar için özel bir ekzersiz tipi yoktur. Ancak yapılan ekzersiz hergün en az 30 dakika kalp hızlandırıcı tarzda olmalı ve kol, bacak ve gövde hareketlerini geliştirecek şekilde olmalıdır. Genel kondüsyonun iyi olması astmalı hastalar için çok önemlidir. Böylelikle solunum yollarındaki ufak çaplı darlıklar belirti bile vermeyebilir. Çevre ve hava temizliği önemlidir.
Mümkün olduğu kadar aşırı soğuk veya sıcaktan, aşırı kuru havadan (çok ısıtılmış az havalandırılmış evlerde olduğu gibi) ve çok rutubetli koşullardan uzak durmak gerekir. Alınan gıdalara dikkat etmeli, dengeli olarak karbonhidrat, yağ ve protein gruplarından uygun payını alacak şekilde beslenmelidir. Yeterince uyku ve dinlenmeye özen göstermeli ve fazla stresden kaçınmalıdır. Astma atağı sırasında panik yaratmadan neler yapılacağını ve bu ataktan nasıl korunulabileceğini öğrenmelidir. Bu sayede kişi daha rahat hissedecek ve tedaviden daha önemli olan bir şeyi yani "korunma"yı öğrenecektir. |
Astma ve Allerjik Nezle Tedavisi |
|
|
Bronşiel astma ve allerjik nezle gibi allerjik hastalıklara sebep olan ve solunum yolu ile vücuda giren polen, küf mantar sporları, ev tozu akarlarından uzak durduğu halde solunum yolu şikayetleri olan hastalarda ilaç tedavisi yapılır. Fakat ilaçların hemen tümü semptomatik, yani geçici bir rahatlama yapmakdadır. Şikayetlerin tekrar ettiği hallerde benzer ilaçların tekrar alınması veya zaman zaman doktor kontol muayeneleri ile yeni ilaçların ilavesi gerekmektedir. Belirli bir süre ilaçlar ile sonuç alınamayan durumlarda “İmmünoterapi “ adı verilen aşı tedavisi uygulanır.
Ne kadar süre ilaç tedavisi ile hastalığın tedavi edileceği ve ne zaman aşı tedavisine başlanacağı doktorun ve aynı zamanda da hastanın tercihine bağlıdır. Son senelerde bilhassa bronşiel astmada kullanılan ilaçlarda büyük ilerlemeler olmuştur. Kimyasal yapıları benzer olmakla beraber çeşitli tip ve renk inhalasyon grubu ilaçlar tablet veya “sprey “ formlarında ezcane vitrinlerinde sergilenmektedir. Mevcut ilaçları devamlı kullanarak veya zaman zaman doktor kontrolü ile değiştirerek bronşiel astma veya nezle şikayetlerini hayat boyunca kontrol altında tutmak mümkündür. Ancak bu ilaçlarını bazılarının devamlı kullanılmasının sakıncaları vardır. |
Astma İlaçları |
|
|
İlaç tedavisi nefes darlığını oluşturan mekanizmaya göre yapılır.
Bunlar;
1) Solunum yolunun balgam ile dolması, müküs sekresyonu.
2) Solunum yolu çevresindeki kaslarının kasılması, bronş spazmı,
3) Solunum yolunu kaplayan zarın şişmesi, ödemi.
Müküs sekresyonunun tedavisi hastaya günde 3-4 litre sıvı verilerek yapılır. |
Bronş Açıcı İlaçlar |
|
|
|
Astma ilaçlarından solunum yollarındaki darlığı açıp rahatlatanlara bronş açıcı “bronkodilatatör” adını veriyoruz. Bu ilaçlar enjeksiyon, tablet, şurup, veya sprey tarzında bulunmaktadır.
1) Adrenalin
Anaflaktik şok, akut bronşiel astma ve anjioödemlerde acil olarak kullanılan önemli bir ilaçtır. Deri altına enjeksiyon şeklinde verilir. Ancak, bu ilacın kan basıncını yükseltmesi, çarpıntı ve baş dönmesi gibi etkileri olduğundan sadece klinik veya hastanelerde doktor gözetiminde uygulanmalıdır.
2) Beta -2 uyarıcılar
Akut astma nöbetinde, solunum yollarındaki spazmı en hızlı açan ilaç gurubudur. Salbutamol veya terbutalin'in tablet, şurup ve sprey tipleri vardır. Bu ilaçlar bronş açıcı etkileri yanısıra, çarpıntı, sinirlilik, uykusuzluk, titreme gibi yan etkileri görülebilir. Bu durumda genellikle ilacı kesmeye gerek yoktur. Çünkü ilaç alınmaya devam edilirse bu yan etkiler azalır veya tamamen kaybolur.
3) Teofilin
Akut astma şikayetleri esnasında damar içine teofilin verilmesi eskiden beri uygulanan bir tedavi yöntemidir. Halk arasında astmalı hastalar bu ilaca “damar ilacı “ veya “ ciğer açıcı “ gibi isimler vermişlerdir. Merkezi sinir sistemini etkilediği için serum teofilin seviyesini ölçmeden verilmesi hayatı tehdid eden reaksiyonlara sebep olabilmektedir. Bu ilacın damardan verilebilen ampulu, uzun ve kısa etkili tabletleri mevcuttur.
4) Kromolin sodium
Allerjik reaksiyonları önleyici özelliği olan bu ilaçlar, kandaki bazofil hücrelerinden allerjik kimyasal maddelerin ortaya çıkmasını engeller. Allerjik nezle ve astmada; sprey, göz allerjilerinde; damla ve besin allerjilerinde de tablet formu kullanılmaktadır.
5) Antihistaminikler
Antihistaminikler, allerjik nezle, özellikle bahar nezlesi, allerjik konjonktivit ve ürtiker tedavisinde en etkin ilaçlardır. Bu ilaçların en önemli yan etkisi uyku yapmasıdır. Ancak yeni çıkan bazı antihistaminiklerin uyku etkisi oldukça azdır. Antihistaminik grubu ilaçların kimyasal yapıları ve etki süreleri birbirinden farklıdır. Etki süreleri birkaç saat olan ilaçlar olduğu gibi 24 saat etkili olanları da vardır.
6) Kortikosteroidler
Genellikle halk arasında "kortizon" veya "zararlı" ilaç olarak tanınmaktadır. Kortizon grubu ilaçlar hormon olduğundan düzensiz kullanılırsa yan etkileri fazladır. Ancak doğru kullanıldığında bu yan etkiler çok azaltılabilir. Gereksiz yere kullanılması veya gereğinde kullanılmaması aynı derecede vücuda zararlıdır. Bu nedenle bu ilaç mutlaka doktor tavsiyesi ile kullanılmalıdır. Metilprednisolon, veya hidrokortizon sık kullanılan kortizonlardandır. Bu ilaçların ağızdan alınan tablet ve şurupları, damardan verilen enjeksiyon tipleri, ve solunum yollarına sprey ile verilen toz formları vardır.
Kortizonlar anti-inflamatuar etkisini hücre içi protein sentezini artırarak meydana getirdiğinden, tedaviye faydası en az 6 ile 8 saat sonra ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle akut krizlerde erken safhada kortizon başlanmalıdır. Kronik astma tedavisinde, yan etkilerinin daha az olması nedeniyle sprey formları tercih edilir.
Allerjik hastalıklarda sprey formları hariç kortizon tedavisi en fazla 1 haftada sınırlandırılmalıdır. Bu şekil ilaç verilmesine tıpda “ vur-kaç “ tekniği adı verilir. Bu kısa sürede kortizonun alınmasında önemli bir yan etki ortaya çıkmamaktadır. Fakat bu kısa süreler sık sık tekrarlanır veya birkaç hafta sürekli kortizon kullanılırsa bariz yan etkiler görülebilir. Özellikle kuşingoid tip adı verilen ay yüzü tarzı şişmanlama, ciltte kıllanma, sivilcelenme ilk ortaya çıkan yanetkilerdir. Daha sonra da gözde katarakt, kemiklerde erime ve çocuklarda büyüme ve gelişme geriliği gibi çok önemli yanetkiler ortaya çıkar. Şeker hastalığı olan veya hipertansiyon gibi kronik sistemik hastalığı olan kişilerde ise kortizonun yan etkileri daha da önem kazanır.
Sprey tipi inhale kortizonların dozları daha az olduğundan ve doğrudan solunum yollarına tatbik edildiğinden yan etkileri daha az görülür. Ancak 1997 den bu yana yayınlanan araştırmalarda sprey tipi kortizonların da katarakt, kemiklerde erime ve çocuklarda gelişme geriliği gibi bilinen yan etkileri ortaya çıkardığı saptanmıştır. Bu nedenle inhale kortizonların da çok uzun süre kullanılması sakıncalıdır.
7) Ketotifen
Ketotifen ile yapılan son çalışmalar bu ilacın astma tedavisinde her zaman olumlu sonuç vermediğini göstermiştir. Astma tedavisindeki etkinliğinin tam açıklık kazanmaması nedeniyle bazı batı ülkelerinde kullanıldığı halde bazılarında örneğin A.B.D. de henüz kullanılmamaktadır.
8) Anti-lökotrien ilaçlar
Bu tip ilaçlar 1996'dan bu yana kullanılmaya başlanmıştır. Altı yaşından büyük bronşiel astma hastalarına, önleyici olarak tavsiye edilmektedir. Özellikle ekzersiz ile ortaya çıkan ve aspirin hassasiyetine bağlı astma hastalarında etkilidir. |
İmmünoterapi “Allerji Aşı Tedavisi” |
|
|
Allerjik bir hastanın yaşadığı çevre göz önüne alınarak havada bulunan yüzlerce allerjenler arasından, allerjiye sebep olan polen, küf sporları ve ev akarlarına karşı deri testleri yapılır. Bu deri test sonuçlarına göre allerji aşılarının tertibine girecek allerjenlerin cins ve dozları tesbit edilir. Bu allerjenlerin seçilmesi ve deri testleri sonuçlarına göre aşıların hazırlanması her hasta için ayrı ayrı yapılır. |

|
Test yapılacak allerjenlerin seçilmesi ve aşı tertibine girecek allerjenlerin cins ve konsantrasyonların tayini tamamen uzmanlık dalıdır. Zira hastanın allerjik olduğu allerjenlerin tamamının iyi seçilememesi veya tedavi başlama dozunun iyi ayarlanamaması, aşı tedavisinin daha başından başarısız olacağının işaretidir. Eskiden desensitizasyon, veya hiposensitizasyon olarak ta isimlendirilen immünoterapi; |
bu şekilde hazırlanan aşı maddesinin ilerleyerek artan dozlarda, belirli aralıklarla enjekte edilmesi şeklinde yapılır. Bu şekilde o kimse allerjik olduğu maddelere karşı tolerans kazanmış olur.
Bu tedavi astma ve allerjik nezle nin halen mükemmel olmamakla birlikte yegane tedavi şeklidir. İmmünotrerapide kullanılan allerji test maddeleri ve allerji aşıları belirli standartlara göre hazırlanır. Aşıları bu standartlara göre uygun olarak hazırlayan çeşitli laboratuarlar ve firmalar vardır. Allerji uzmanları bu maddeleri buralardan temin eder ve hastanın test sonucuna göre karışımı tertipler. Bu aşılarda deri testleri ile tesbit edilen allerjenler (polen, küf mantar sporları ve ev tozu akarlar) dışında hiçbir ilaç veya başka madde bulunmaz. Allerjik maddeler enjekte edildiğinde immün sistemimizi etkiliyerek iki yolla hastalığın semptomlarının azalmasınaı sağlar. Birincisi vücudumuzda bu allerjen maddelere karşı koruyucu antikor maddeleri (IgG) meydana gelir. Ikincisi de allerjiye sebep olan kandaki maddelerin yapımına mani olur. Bu tedavi başlangıçta ilk dozları allerji uzmanı tarafından ayarlanır. Belirli bir doz dan sonra da primer doktoru tarafından devam edilmek üzere kendisine verilir. Tabii ideal olanı bu aşıların tedavi müddetince bizzat allerji doktoru nezaretinde yapılmasıdır. Ama birçok ülkede olduğu gibi Türkiyede de allerji uzman sayısının azlığı nedeniyle allerjenlerin ve aşı dozlarının tesbitinden sonra, kendi doktorlarınca tedaviye devam edilmek üzere aşılar hastaya verilir.
Amerika Birleşik Devletlerinde ve Kanada gibi ülkelerde immünoterapi sadece sertifikalı allerji uzmanları tarafından yapılması zorunluğu varken bazı ülkelerde uzman olmayan hekimler tarafından da yapılabilmektedir. Bir zamanlar İngiltrede uzman olmayan hekimler tarafından aşı tedavisinde hatalı uygulamalar sonucunda bazı hastaların hayatını kaybetmesi nedeniyle aşı tedavileri önce kaldırılmış, daha sonra da Amerikadaki gibi sadece allerji uzmanları tarafından uygulanması şartı getirilmiştir. |

|
Allerji aşılarının enjeksiyon aralıkları allerjen ekstrelerinin cinslerine göre değişmektedir. Genelde bu ekstrelerin sulu solusyon formlarında haftada bir enjekte edilmesi esas olduğundan, bu aralıkları artırmak gayesiyle yüksek dozdaki ekstrelerin depo şekline getirip yavaş absorpsiyon çareleri araştırılmıştır. |
Allerjen ekstrelerin yağda emülsiyon hale getirilmesi, polen ekstrelerin aluminyum, tanik asit veya piridin ile çöktürülmesi denenmiş metodlardır. Fakat bu metodla hazırlanan ve 2-3 hafta ara ile enjekte edilen aşıların yan etkileri görüldüğünden allerji uzmanlarının çoğu tarafından terk edilmiş ve sulu solusyon formları tercih edilmektedir.
Amerikadaki allerji uzmanlarının %90 ı sulu aşıların haftada bir enjeksiyonu metodunu tatbik etmektedir. Allerji aşıları hastaya özel olarak hazırlandıktan sonra genelde 4 ay bozulmadan dayanabilmektedir. İçine belirli özel kimyasal madde ilavesiyle bu dayanıklılık 6 aya kadar uzatılabilir. Bu aşıların içindeki allerjen maddeleri protein tabiatında olduğundan bütün tedavi müddetince soğukda +4-8 °C derecede muhafaza edilmesi ve buz tutmaması gerekmektedir. Bu sebeple aşılar taşınırken içinde buz bulunan termos içinde nakledilmeleri ve evde buz dolabında +4-8 °C derece arasında yani meyve ve sebzelerin tutulduğu bölmelerde muhafaza edilmeleri gerekmektedir.12 - 18 saatten fazla buz dolabı dışında kalan aşılar kullanılmamalıdır. |
İmmünoterapi Bronşiel Astma ve Allerjik Nezlede Ne Oranda Faydalı Olmaktadır? |
Allerji aşı tedavisinin ilk 2-3 ay içinde belirgin bir faydası olmaz. Daha sonra hastalık belirtilerinde her sene yüzde 20-25 oranında iyileşme görülür.
Beklenen oranda iyileşme olmayan hallerde hastamızın şikayetlerini artırabilen diğer faktörler (hormonal değişikler, enfeksiyon hali, emosyonel durumlar, ev tozu eliminasyonuna gösterdiği duyarlılık tekrar araştırılır. Ayrıca mesleği ; (tekstil, halıcılk, kuaför, mobilya vs.) ve yaşantısı ile ilgili özellikler tekrar gözden geçirilir.
Her hastalıkta olduğu gibi allerjik hastalıklarda da erken teşhis ve tedavi önemlidir. Aşı tedavisine başlayan hastalarda iyileşme oranı hastanın yaşından çok hastalığın yaşına bağlıdır.
Hacettepe Üniversitesinde yaptığımız bir araştırma bu tedavide başarı oranının tedaviden önceki hastalık süreleri ile ilgili olduğunu göstermiştir. Yapılan bu araştırmada tedaviye başlamadan önce 1-5 yıl süre ile bronşiel astma şikayetleri olanlarda iyileşme oranı yüzde 85-90, 5-10 yıldır hasta olanlarda yüzde 80, ve 10 yıldan fazla süreyle hastalık devam etmiş olanlarda ise yüzde 75 oranında iyileşme olduğu gösterilmiştir.
Immünoterapiye 4-5 yıl süresince devam edilir. Hastanın son seneyi şikayetsiz olarak geçirmesi ölçü olarak kabul edilerek kesin süre takiple saptanır. |
İmmünoterapi Hangi Allerjik Hastalıklara Uygulanır? |
|
|
1) Allerjik Nezle
2) Allerjik Astma
3) Sistemik Arı Allerjik Reaksiyonları (Venom İmmunoterapi) |
İmmünoterapi Hangi Yaşlarda Uygulanır ? |
|
|
Immünoterapi uygulanması için bir yaş sınırı yoktur.
Hastanın yaşından çok hastalığın yaşı önemlidir. Yani, hastanın rinit veya bronşiel astma şikayetlerinin ne süreyle ve ciddiyette devam ettiğidir. Ayrıca bronşlarda broşektazi veya amfizem gibi astma komplikasyonlarının olup olmadığı, hastanın meslek durumu ve allerjenlerden korunmada gösterdiği duyarlılık tedavi sonucuna etkili olduğu için önemlidir. |
İmmünoterapinin Yan Etkiler Nelerdir? |
|
|
Allerji doktorlarının tavsiyesine uyarak gününde ve tavsiye edildiği miktarda yapılan aşıların hiçbir yan etkisi yoktur. Başlangıçta doz ayarlaması yapılırken 15-20 dakika içinde aşı yapılan yerlerde az veya çok kızarıklık şişlik veya ağrı olabilir.
Bu durumlar aşının başladığı ilk günlerinde olur ve bu sebeple allerji uzmanları hastalarına aşı yapıldıktan sonra belirli süre aşı yerinde beklemelerini ve hemşire veya doktor tarafından görüldükten sonra ayrılmalarını isterler. Bununla beraber tedbir bakımından bu bekleme bütün tedavi müddetince tavsiye edilir.
Genelde aşı dozları ayarlandıktan sonra zamanla bu şikayetlerde ortadan kalkar. Ancak tedavi 4 -5 sene gibi uzun bir süre devam ettiğinden bu süre içinde hastalar birçok şikayetlerini aşı tedavisinin bir yan etkisi olduğunu sanabilmektedir.
Sıklıkla allerji uzmanlarına sorulan ve aşı tedavisinin bir yan etkisi olmadığı kesinlikle bilinen bazı şikayetleri şu şekilde sıralayabiliriz.
“...karın ağrısı, bulantı, kusma, ishal, kabızlık, sinirlilik, halsizlik, terleme, ateş, kırgınlık, iştahsızlık, veya iştah artması, kilo alma, zayıflama, çarpıntı, vücutta kıllanma, saç dökülmesi, göz kararması, kaşıntı, sivilce, gözlerde kanlanma, ateş, eklem ağrıları, uyku, uykusuzluk, dalgınlık, unutkanlık, baş dönmesi, sırt ve bel ağrısı, bacaklarda uyuşma, vs. vs...” |
Hamilelik Esnasında Tedavi Yapılabilir mi? |
|
|
Evet, aşı tedavisi devam ederken başlayan hamilelik durumunda aşı tedavisine devam edilmesinde hiçbir sakınca yoktur. Ancak, hasta hamile ise ve şikayetleri de fazla değilse başlanması düşünülen immünoterapiyi doğum sonrasına ertelemek yerinde olur. Hamilelik sırasında ağızdan alınan ilaçların bazılarının alınmaması gerekir. Hamilelik durumunda doktora haber verilerek ilaçların tekrar gözden geçirilmesi yerinde olur.
İmmünoterapi sonunda hastanın iyileşme oranını saptamak için tekrar deri testleri yapmak gerekirmi ?
Hayır, deri testleri ile deri içindeki mast hücrelerinin üstünde yapışan IgE ler tasbit edilir. Bu hücreler kan içindeki bazofil hücrelerinin benzerleridir ama hastalık belirtilerinin ortaya çıkmasında direkt rol oynamazlar. Tedaviden sonra mast hücrelerin durumlarında değişiklik olmaz.
Bu sebeple tekrar deri test yaparak hastayı inciltmek gereksizdir. Bu iyileşmenin kontrolu aşı sonunda kanda ortaya çıkan IgG tipi (hastalıklardan koruyucu) antikorların ölçülmesi ile mümkün olabilmektedir. Bu ise, özel teknik gerektirdiğinden ancak araştırma niteliğinde yapılmaktadır. İyileşme; hastalığın teşhisinde olduğu gibi hastanın tedavisinin son senesinde gösterdiği iyileşme oranı ile saptanır. Bu da hastanın zaman zaman kontrol muayenelerinin yapılması şeklinde takip edilmesi ile olur. |